istanbul autoshow 2012
06/11/12 12:29 Filed in: fotoğraf
İki yıl önceki fuar hezimetimizden sonra(Adapazarı-İstanbul yolculuğumuz 8 saatten fazla sürmüştü
bir daha araba fuarına gitmeyeceğime yeminliydim aslında ama arkadaş baskısı sonucu bu seneki fuara da gitmek zorunda kaldım
Bu arada fuar alanının cnr’dan tüyap’a taşınmasına çok sevindim, en azından ferrarilerin yanına konmuş tavandan damlayan suları toplamak için konulan kovalardan bu sene görmedik. Hoş yağmur da yağmadı bu sene ama bende antipati oluşmasına yetti de arttı bile.. Bu arada fuara kesinlikle haftasonu gitmenizi tavsiye etmiyorum ki ben hayatımda böyle bir kalabalık görmedim. İğne atsan yere düşmez lafı bu haftasonu benim için gerçek oldu
Konsept arabaların fotoğraflarını çekmek için göbeğim çatladı ki her arabanın önünde 30-40 kişiden oluşan gruplar halinde 5-6 sıra görmek mümkündü.Burada ben 7. sırada oluyorum
Neyse ki boyum biraz uzun da idare eder fotoğraflar çektik.. İşte birkaçı..
Fuardaki en tuttuğum konsept araba Peugeout Onyx

Fuarın olmazsa olmazı martı kanat, kaputuna hayranım
Bugüne kadar gördüğüm en yakışıklı araba Lambo Aventador
Citroen de boş durmamış..
Hastasıyım bu arabanın ki bu bir araba değil resmen uzay mekiği

Kapanışı da bir güzelle yapalım hadi..Yaslandığı araba fuarın en pahalı arabası 4.5 milyon euro!!! Ama o kadar çirkin ki(bence) fotoğrafını koyma gereği bile duymadım..
Fuardaki en tuttuğum konsept araba Peugeout Onyx

Fuarın olmazsa olmazı martı kanat, kaputuna hayranım
Bugüne kadar gördüğüm en yakışıklı araba Lambo Aventador
Citroen de boş durmamış..
Hastasıyım bu arabanın ki bu bir araba değil resmen uzay mekiği
Kapanışı da bir güzelle yapalım hadi..Yaslandığı araba fuarın en pahalı arabası 4.5 milyon euro!!! Ama o kadar çirkin ki(bence) fotoğrafını koyma gereği bile duymadım..Comments
Sigarayı nasıl bıraktım?
11/09/12 16:52 Filed in: Kişisel
Üniversitenin son senesi ,arkadaşlarımın başlama yanarsın sözlerine aldırış etmeyip de bir iki fırt şeklinde başlayan sigara ile olan ilişkim sona ermiştir
Herşey çok güzeldi baştan tatlı tatlı…efkarlan yak bir tane, sevin yak bir tane…Bir de baktım ki kendimi ödüllendirmek için de sigara yakıyorum, kendimden nefret ettiğim zaman da. Ağzın çamur gibi olur,yorgun kalkarsın,çabuk yorulursun ama umursamazsın çünkü o senin en yakın arkadaşındır çünkü parasını verip almışsındır pakedini, istediğini tadı almakta özgürsündür ondan. Öyle lanet bir yoldaştır ki o istemezsin, atarsın pakedini çöp kutusuna ama çöpten çıkar peşinden gelir. Sigarayı bırakabileceğimize olan inanç, o irade , gözlemlediğim üzere yaşlandıktan sonra dank ediyor insanoğlunun kafasına. Gençken çok ihtiyaç hissedilmiyor çünkü birkaç nefes tıkanınca, birkaç arkadaş tansiyondan,kanserden ölünce daha doğrusu sigara bizi yalnızlaştırdıkça istiyor insan sigarayı bırakmak fakat iş işten geçmiş oluyor. Gelelim bana, ben nasıl bıraktım? Ben hep istedim bırakmak aslında ama o başarılı azınlıktan olamadım hiçbirzaman,beceremedim. Bu yüzden HARUN GÖKÇEKAYA’ ya çok teşekkür ederim bana bu yolda yardımcı olduğu için. Harun bey MoraTerapi adlı bir sistem getirmiş Adapazarı’na. Moraplus cihazına bağlanıyorsunuz, içtiğiniz sigaranın etkilerini biorezonans yoluyla, elektromanyetik frekanslarla vücudunuzdan siliyor.(biorezonans, elektromanyetik frekans,fotonlar falan nedir hiç bilmem bilmek de istemem
benim kafam kazan gibi zaten
). Fakat kesinlikle işe yarıyor, kendimden ve çevremdekilerden edindiğim tecrübelere dayanarak söylüyorum bunu ve kesinlikle tavsiye ediyorum. Hayatınızda sanki hiç sigara içmemiş gibi oluyorsunuz ki buna hala inanamıyorum…Tabi en önemli şey bırakmayı istemek lazım.. Eğer sabah zor kalkıyorsanız, kalktığınızda ağzınız lağım gibi kokuyorsa
, çabuk yoruluyorsanız en önemlisi de her yaktıktan sonra tiksiniyorsanız fakat yine de bırakamıyorsanız BUDUR diyorum..
Serdivan yamaç paraşütü
05/09/12 12:10 Filed in: Kişisel
Serdivan’daki yamaç paraşütü etkinliklerinin bu yıl 7.si düzenlendi. 31 ağustosta başlayan festival 4 eylülde sona erdi. Etkinliklerin düzenlendiği alana olan mesafem 2-3 km ya vardır ya yoktur fakat uyuşukluğumdan olsa gerek ancak bu sene gidebildim o da son gününe yetişebildim
.Festivale Amerika’dan tutun İran’a,İspanya’ya kadar birçok ülkeden 60 a yakın sporcu katılmış. Tabi ben son saatlerde teşrif ettiğim için olsa gerek İranlı olduğunu tahmin ettiğim bir amcamın gövde gösterisine tanık oldum..Diğerlerini bilmem


Burada çektiğim bir iki fotoğrafı bulabilirsiniz. Tabi om-d ‘yi yeni aldığım için bazı ayarlarına alışamadım, bu fotoğrafların hepsini 4:3 formatında çekmişim bu yüzden karemsi duruyorlar..Bundan sonra 3:2 ye devam

Om-d ‘den çok memnunum bu arada.iyi ki almışım dedirttiriyor kendisine…Almayı düşünen herkese tavsiye ederim…


Burada çektiğim bir iki fotoğrafı bulabilirsiniz. Tabi om-d ‘yi yeni aldığım için bazı ayarlarına alışamadım, bu fotoğrafların hepsini 4:3 formatında çekmişim bu yüzden karemsi duruyorlar..Bundan sonra 3:2 ye devam

Om-d ‘den çok memnunum bu arada.iyi ki almışım dedirttiriyor kendisine…Almayı düşünen herkese tavsiye ederim…
olympus om-d e-m5
12/08/12 18:20 Filed in: fotoğraf
En nihayetinde canon 550 d makinamı elimden çıkardım. Sebep ise ilk görüşte AŞK. Adı ise Olympus om-d e-m5. Bir fotoğraf makinası için isminin oldukça uzun olduğunun farkındayım
Aslında 7d mi alsam, 5d mark II mi alsam, 7d mark II yi mi beklesem düşünceleri arasında gidip gelirken dprewiev.com’ da Yoshihisa Maitani’nin 1972 yılında yarattığı şaheserin (om-1) devamı niteliğinde olan om-d ‘yi görünce hayranlığımı gizleyemedim ve 550d sahibinden.com’ daydı bile.
Şu güzelliklere bakarmısınız. 70 senelerinin kameralarından bahsediyoruz. 2012 senesinde hala daha firmaların bize abuk sabuk tasarımları ciddi paralara satmalarına isyan ediyorum
. Neyse konumuza dönersek eğer om-1 den sonra sırasıyla om-2, om-3 ve 1983 senesinde ise om-4 geldi ve autofocus gövdelerin çıkmasıyla beraber bir devir kapandı.Biz de bu hantal, zevkten yoksun kameralara kaldık.


Bunlar Olympus om bayonet kullanan 35mm filmli çok güzel kameralardı. Neyse ki şimdi om-d çıktı da gözümüz gönlümüz açıldı.
om sonundaki d harfi dijitali ifade ediyor. Serinin devamı niteliğinde resmen, kim bilir 6,7,… diye devam eder heralde.
Kısaca özelliklerinden bahsedecek olursak,
Herkese iyi pazarlar.
Şu güzelliklere bakarmısınız. 70 senelerinin kameralarından bahsediyoruz. 2012 senesinde hala daha firmaların bize abuk sabuk tasarımları ciddi paralara satmalarına isyan ediyorum

Bunlar Olympus om bayonet kullanan 35mm filmli çok güzel kameralardı. Neyse ki şimdi om-d çıktı da gözümüz gönlümüz açıldı.om sonundaki d harfi dijitali ifade ediyor. Serinin devamı niteliğinde resmen, kim bilir 6,7,… diye devam eder heralde.

Kısaca özelliklerinden bahsedecek olursak,- 16 mp
- 5 eksenli titreşim önleyici
- iso 200-25600 arası
- 3 inç döner ekran
- 9 fps ye varan seri çekim hızı
- su geçirmez gövde
- dahili filtreler
- mft sensör(*2 crop faktörü
ve daha pekçok özellik...
önsöz
14/07/12 13:43 Filed in: Kişisel
Herkese merhaba, uzun zamandan beri bir web sitesi yapmayı planlıyordum fakat nasıl yapılacağı konusunda hiçbir fikrim yoktu. Takdir edersiniz ki zor bir iş, html,css,javascript,php kodları falan, saymaya kalkarsak uzar gider.Kitap aldım bununla ilgili internetten araştırma da yaptım fakat eczacılık, fotoğrafçılık,photoshop derken benim hafıza dolmuş baya bi anlaşılan
Tam vazgeçiyordum ki rapidweaver isimli programla tanıştım, şu anda içinde bulunduğunuz web sitesi tamamen bu program ile yazılmıştır.Tabi bir dünya başka program da var wordpress gibi çok da meşhur açık kaynak kodlu olduğu için.. neyse çok da uzatmayayım teknik konuları. Anasayfada da söylediğim gibi ben eczacıyım, dışarıdan gözüktüğü gibi de öyle al raftan ilacı ver vatandaşa olayını çoktan aştığımızı söyleyebilirim. İşler çok zorlaştı, karekodlar, its bildirimleri, muayene paraları, ilaç farkları, derken kendimizi bir hengamenin içinde bulduk. Öyle ki halk nazarında inandırıcılığımız kalmadı, bir gün önce iki tl fark çıkartan ilaç bir gün sonra fiyat oynamaları sebebiyle beş tl fark çıkartır oldu.Bunu hastaya izah etmek de eziyet oldu. Bütün iyi niyetimle ilacı, ilaç parasını izah etmeye,anlatmaya çalışsam da baktım ki çok da dinlenmiyorum,anlaşılamıyorum.. çünkü insanlar artık anlamak istemiyorlar, hepsinin kafasında bin tane tilki var ve hiçbirinin kuyruğu birbirine değmiyor, sonra sen tırmala dur,uğraş,didin; sonuç tatminsizlik.
Fotoğrafçılık maceram da tam bu sıralar başlamıştı. Tatmin olacağım,kendimi ifade edebileceğim,yaptığım işten mutlu olabileceğim ve yaptığım işten çıkan sonucu insanların takdir edeceği, beğeneceği veya eleştireceği bir meşgale bulmak istedim kendime. Zaten bütün hayatım boyunca meraklı olduğum bir hobinin hayatımı bu kadar şekillendirebileceği hiç aklıma gelmemişti. Fotoğraf makinesi, objektif, tripod, filtreler derken baktım ki her yere çantamla gitmeye başladım, gördüğüm ve bana anlamlı gelen herşeyin fotoğrafını çekmeye başladım. Tabi iş bununla da bitmiyor, bu sefer devreye takdir edilme duygusu giriyor. hal böyle olunca fotoğraflarımı 500 px’e yüklemeye başladım. İnanın yüklediğiniz fotoğrafın yüksek puanlar alması, popüler olması hiç önemli değil; bir kişi bile fotoğrafın altına ‘’burak iyi iş çıkarmışın,çok beğendim’’ veya ‘’iyi ama şu böyle olsa daha iyi olurdu’’ dese benim için büyük birşeydir..
Tabi bunca zamandır imkanım da varken neden daha önce fotoğraf çekmediğimi kendime sormuyor değilim.Hep birşeyleri bahane ettim kendime galiba; sudan sebepler, sudan bahaneler. Şimdi oğlum Ali var, daha az zamanım var ama hepsini de hayatıma sığdırabiliyorum. Demek ki istemek gerekiyormuş ya da çok bunalmak
Siz siz olun hiçbir zaman hiçbirşeyi ertelemeyin...
Fotoğrafçılık maceram da tam bu sıralar başlamıştı. Tatmin olacağım,kendimi ifade edebileceğim,yaptığım işten mutlu olabileceğim ve yaptığım işten çıkan sonucu insanların takdir edeceği, beğeneceği veya eleştireceği bir meşgale bulmak istedim kendime. Zaten bütün hayatım boyunca meraklı olduğum bir hobinin hayatımı bu kadar şekillendirebileceği hiç aklıma gelmemişti. Fotoğraf makinesi, objektif, tripod, filtreler derken baktım ki her yere çantamla gitmeye başladım, gördüğüm ve bana anlamlı gelen herşeyin fotoğrafını çekmeye başladım. Tabi iş bununla da bitmiyor, bu sefer devreye takdir edilme duygusu giriyor. hal böyle olunca fotoğraflarımı 500 px’e yüklemeye başladım. İnanın yüklediğiniz fotoğrafın yüksek puanlar alması, popüler olması hiç önemli değil; bir kişi bile fotoğrafın altına ‘’burak iyi iş çıkarmışın,çok beğendim’’ veya ‘’iyi ama şu böyle olsa daha iyi olurdu’’ dese benim için büyük birşeydir..
Tabi bunca zamandır imkanım da varken neden daha önce fotoğraf çekmediğimi kendime sormuyor değilim.Hep birşeyleri bahane ettim kendime galiba; sudan sebepler, sudan bahaneler. Şimdi oğlum Ali var, daha az zamanım var ama hepsini de hayatıma sığdırabiliyorum. Demek ki istemek gerekiyormuş ya da çok bunalmak